Sektörden Haberler

Sizlere Hizmet Vermekten Mutluluk Duyuyoruz

2025-64 Anayasa Mahkemesi Harçlar Kanununun Mahkeme Harçlarına İlişkin Hükmüne Dair Kararını Vermiştir.

Tarih: 12.03.2025

Sayı: 2025/64

Konu: Anayasa Mahkemesi Harçlar Kanununun Mahkeme Harçlarına İlişkin Hükmüne Dair Kararını Vermiştir.

12.03.2025 tarihli ve 32839 sayılı Resmi Gazetede Anayasa Mahkemesinin 2023/123 esas sayılı 2024/202 karar sayılı ve 04.12.2024 tarihli kararı yayımlanmıştır. Söz konusu Karar ile, Anayasa Mahkemesi, Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı Tarife’nin “(4) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “II — Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendine 7343 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle eklenen (g) alt bendini Anayasaya uygun bulmuş ve iptal istemini reddetmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kararının ayrıntıları aşağıda yer almaktadır.

İptali İstenen Kanun Hükmü

492 sayılı Kanunu’na ekli (1) sayılı Tarife’nin “(4) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “77 — Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “7. Nispi harç” başlıklı bendinin itiraz konusu (e) alt bendi şöyledir:

“g) (Ek:24/11/2021-7343/34 md) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 134 üncü maddesi kapsamında satış isteyen alacaklı, borçlu, resmi sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde ihale bedeli üzerinden (Binde 64,31)

(Bu harcın yarısı talepte bulunurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan harç ihalenin feshini isteyene iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir.)”

İptal İsteminin Gerekçeleri

Başvuru kararında özetle; ihaleye katılarak en yüksek pey sürmek suretiyle ihaleyi kazanan ihale alıcısıyla; ihalenin feshi talebinde bulunacak diğer kişilerin aynı konumda olmalarına rağmen itiraz konusu kurallarla ihale alıcısı aleyhine farklı uygulamanın meydana getirildiği, kurallarda ihalenin feshini talep etmede ihale alıcısının kategorik olarak haksız ve kötü niyetli olarak kabul edildiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 10., 11. Ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmeleri

  • Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, $ 28).
  • Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, $ 10).
  • Kişilerin davanın veya dava sürecindeki bir yargısal işlemin başında veya sonunda harç veya diğer yargılama giderlerini ödemekle yükümlü kılınmasının mahkemeye erişim hakkının kullanımı yönünden belirli ölçüde caydırıcı bir etkiye sahip olacağı açıktır. Bu sebeple kişilerin yargılama harç ve giderleri ödemekle yükümlendirilmesi mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder (4bdullah Karataş (1. B.), B. No: 2019/4150, 3/2/2022, $ 29).
  • Hacizli bir malın cebri icra yoluyla satılmasından sonra ihaleye hazırlık aşamasında veya ihale sırasında birtakım usulsüzlükler yapıldığı iddiasıyla icra mahkemesine yapılan fesih istemi takip hukukuna özgü bir yoldur. Bu itibarla ihalenin feshi talebinin nispi harca tabi olduğunu öngören itiraz konusu kurallarla mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirilmektedir.
  • Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
  • Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarda sıkça vurgulandığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp kurallarının keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
  • Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
  • Harç yükümlülüğü öngören kurallarda harca esas değer, harcın oranı ve alınması usulünün herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların kanunilik şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.
  • Ayrıca adil yargılanma hakkı, niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa’da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam ifade etmemekte, bireylerin bu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması ve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisini haiz olduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayan belirli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır.
  • 2004 sayılı Kanun’un 118. maddesi ve 134. maddesinin birinci fıkrasında ihale konusu taşınır ve taşınmaz malların ihale kesinleşmedikçe ihale alıcısına teslim edilmeyeceği, anılan maddenin dokuzuncu fıkrasında ise ihale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hâle getirilmedikçe ihale bedelinin alacaklılara ödenmeyeceği belirtilmiştir. İhalenin feshi talebinde bulunulmamasının ya da bu talebin reddine karar verilmesinin ihalenin kesinleşmesine doğrudan etki ettiği gözetildiğinde ihalenin feshinin talep edilmesinin borç ilişkisinin taraflarının mağduriyetlerine neden olabileceği açıktır.
  • Bu kapsamda ihaleye pey sürmek suretiyle katılanlara ve ihalenin feshi davasını açma yetkisi olmayanlara nispi harç bakımından farklı usul öngörülmesiyle ihalenin hukuki sonuçlarının bir an önce gerçekleşmesinin ve buna engel oluşturabilecek gereksiz başvuruların önüne geçilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim kuralın gerekçesinde de haksız ve kötü niyetli olarak yapılan ihalenin feshi taleplerinin önlenmesi amacıyla düzenleme yapıldığı belirtilmiş. Bu itibarla kuralların mahkemeye erişim hakkının sınırlandırılması bakımından anayasal anlamda meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
  • Mahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamanın Anayasa’nın 13. Maddesi uyarınca ölçülü olması gerekir. Ölçülülük ilkesi ise verimlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
  • Kurallar kapsamında ihalenin feshi talebinde olağanın dışında nispi harç öngörülmesinin ihale sürecinin gereksiz başvurularla uzamasını önleme amacına ulaşma bakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
  • Öte yandan anılan Kanun’un 134. maddesinin beşinci fıkrasında sayılan nedenlerle davası reddedilenlerin ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm edileceği dikkate alındığında ayrıca harç yükünün artırılması tedbirinin de öngörülmesinin belirtilen amaç yönünden gerekli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu bağlamda ihalenin feshi davasında talebin reddi nedeniyle hükmedilen para cezasının sadece satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmi sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişiler aleyhine değil bu kişiler de dahil olmak üzere ihalenin feshi talebinde bulunan herkes aleyhine hükmedilebileceğinin altının çizilmesi gerekir. Dolayısıyla para cezasına hükmedilmesiyle sınırlı bir tedbirin alacaklı, borçlu, mahcuzun resmi sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerin haksız ve kötü niyetli olarak ihalenin feshi davası açmasını engellemeye tek başına yeterli olmayabileceğinin değerlendirilmesinin temelsiz olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla para cezasına ek olarak harç yükünün artırılması biçimindeki tedbirin de öngörülmesinin kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığı ve gerekli olma koşulunu sağladığı kanaatine varılmaktadır.
  • Borç ilişkisinin taraflarının menfaatlerinin korunması ve ihale sürecinin gecikmeksizin sonuçlanması amacıyla takip hukukundaki genel hükümlerden ayrılmak suretiyle farklı düzenlemelerin öngörülmesi mümkündür. Bu kapsamda yapılan ihalenin hukuki sonuçlarının bir an önce doğmasını sağlamak ve buna engel oluşturabilecek gereksiz başvuruların önüne geçmek için ihalenin feshini isteyen tarafa ek bir mali yükümlülüğün getirilmesinin başlı, başına mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir sınırlama niteliğinde olduğu söylenemez. Ancak öngörülen bu ek mali külfetin ihale sürecinde hak ve menfaatlerinin ihlal edildiğini öne süren kişilerin dava açmasını önemli ölçüde zorlaştırmaması gerekir.
  • Kurallar uyarınca pey sürmek suretiyle ihaleye katılanlar tarafından ihalenin feshinin istenmesi durumunda ihale bedelinin binde 68,31’1 oranındaki harcın tamamının değil yarısının peşin alınacağı, ihalenin feshi talebinin kabulü hâlinde peşin alınan kısmın iade edileceği ve ekonomik gücü olmayanların 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334, maddesi uyarınca adli yardım kurumundan yararlanabileceği göz önüne alındığında kurallarla pey sürmek suretiyle ihaleye katılanlara aşırı bir külfet yüklendiği söylenemez.
  • Bu itibarla kurallar kapsamında satış isteyen alacaklı, borçlu, resmi sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi için öngörülen harç nedeniyle kişilerin mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın orantılı ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararina buradan ulaşılabilir.